Hazır Giyim ve Tekstil Manşet Sağlık Video

Engelli tekstil atölyesi pandemi nedeniyle aylardır kapalı

Yeni tip korona virüs salgını nedeniyle Beykoz’da bulunan engelli tekstil atölyesi aylardır kapalı. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Beykoz Şubesi çatısı altında kurulan atölye, tam zamanlı olarak 15 kişinin istihdamını sağlıyordu.

Beykozlu girişimciler ve iş insanlarının destekleriyle kurulan tekstil atölyesi, “Engelliler Üretsin, Doğa Kazansın” mottosu ile bez poşet üretip kazanç elde ediyordu. Şirketlerin kongrelerinden, üniversitelerdeki seminerlere kadar hediyelik eşya olarak sunulan bez poşetlerin satışları da beklenilenden çok daha iyiydi.

“İnsanlar bize o kadar çok destek oldu ki bir ara taleplere yetişemiyorduk” diyen Saniye Efe, hem atölyenin hem de derneğin başkanlığını yürütüyor. Bizi kırmayıp kameramıza konuşan Efe ile tekstil atölyesinin kuruluş süreci ve korona virüs pandemisi hakkında bir söyleşi yaptık.

Engelliler Meclisi Başkanı

2006 yılından itibaren Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne (TOFD) gönül veren Efe, 2013 yılından bu yana derneğin Beykoz Şubesi başkanlığını yürütüyor. Aynı zamanda Beykoz Engelliler Meclisi Başkanlığı’nı da başarılı bir şekilde sürdürmekte.

Biz kendisi ile daha çok TOFD ve engelli tekstil atölyesi hakkında konuştuk. Engelliler pandemi sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştı? Engelli tekstil atölyesi çalışanları pandemi sürecinde geçimlerini nasıl sağlıyor? Saniye Efe ile yapmış olduğumuz söyleşinin tamamı;

“Eğitim-Öğretim Hayatım Yüreğimde Taşıdığım Bir Acı”

Saniye hanım, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için ben hem kendi adıma hem de Ekonomy.TV adına çok teşekkür ederim. Saniye Efe kimdir? Kısaca bahsedebilir misiniz?

“Saniye Efe 1964 Sinop doğumlu, 7 çocuklu bir ailenin 5. evladı. Bebek denilecek yaşlarda geçirdiğim bir ateşli hastalık sonucu halk dilinde çocuk felci denilen tıpta Poliomyelit olarak geçen bir hastalığa yakalandım. Sonuç olarak bedenimin yüzde 50’sini sizler kadar rahat kullanamayan bir vatandaşım. 72 yıllarında Beykoz’a ailesi ile birlikte göç etmiş, daha sonra bir Beykoz aşığı olarak yetişmiş; çok zor şartlarda eğitim aşkıyla yanıp tutuşsa da o zamanlar günümüzün imkanları olmadığı için maalesef herhangi bir okuldan mezun olamamış ve bunu her zaman yüreğinde bir acı olarak, bir sancı olarak taşıyan bir vatandaşım. Sonra gecikmeli de olsa diplomamı aldım. Açıköğretimden okulumu bitirdim. Ortaokula kadar açıköğretime devam ettim. Kendimi ifade edebilecek kadar okuma-yazmam var. Elhamdülillah diyorum.”

Saniye hanım, şunu açıkçası merak ediyorum. Tabii bugün pandemi konusu üzerine konuşacaktık ama “1970’lerde engelimden ötürü eğitim-öğretim hayatıma devam edemedim” demiştiniz. 1970’li yıllardan günümüze kadar olan değişim, tabii her ne kadar hedeflerinize ulaşamamış olsanız da bu değişim sizce ne boyutta? Yani, bugün bir engelli çocuk eğitim-öğretim hayatına devam edebiliyor mu?

“Tabii zor şartlar altında olsa da edebiliyor. Bizim dönemimizde bu imkansız gibi bir şeydi. Neden? Beykoz’dasınız. Beykoz’un herhangi bir mahallesinde oturuyorsunuz. Hiçbir ulaşım aracı yok. Ya evdeki anneniz, babanız zaten evi geçindirmekle mükellef olduğu için o sürekli işte, anneniz; en yakınınız anneniz. Ya sizi sırtlanacak veya kucağına alacak okula ulaştıracaktı ya da sizi hareket ettirebilecek hiçbir materyal yok. Sıranın üstüne bırakacaktı. Orada acıksanız da veya bir ihtiyacınız olsa da oradan gelip sizi birisi alana kadar siz sıradan kalkamayacaktınız. Böyle bir sıkıntı vardı. Şimdiki sıkıntılar daha farklı tabii ki.”

Şimdiki sıkıntılardan bahsedebilir misiniz?

“Şimdiki sıkıntılarla o zamanki sıkıntıları aynı kefeye koymak mümkün değil. Sıkıştığınız anda imdadınıza yetişebilecek, telefonun diğer ucunda böyle derneklerimiz var. Belediyelerimiz var. Kaymakamlarımız var. Daha duyarlılar. O günkü şartlar ile bugünkü şartları kıyaslamak mümkün değil.”

“Engelliler Pandemiden Ötürü Daha Fazla İzole Oldu”

Saniye hanım, gerek bireysel olarak gerek dernek olarak pandemi sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

“Öncelikle ben şunu söyleyeyim. Tüm engelli kardeşlerimin imkanları zaten kısıtlı. Çevre mimarisi ve ulaşım sıkıntısından dolayı. Fakat pandemiden dolayı daha çok izole oldular. Onlar kendilerini izole ederken; biz tabii onların ihtiyaçlarını, duygularımızı izole edemezdik. Onlara hizmet etmek zorundaydık. Onların istekleri doğrultusunda elimizden geleni yapmaya çalıştık. Bu pandemi ilerledikçe ailelerden aldığım telefon şuydu: “Saniye hanım lütfen bize yardımcı olun. Biz nereyi arayacağımızı şaşırdık. Aradığımızda telefonlarda mantıklı cevap verilmiyor. Ben, bir engelli annesiyim. Evladım ben olmadan burnunu dahi kaşıyamıyor. Yani tamamen yatağa bağımlı. Fakat ben korona virüse maruz kaldım.

Yakın temasta bulunamıyorum. Evde benden başka 3. bir kişi olmadığı için yakınlarım tedirgin içeri giremiyor. Ben dışarı çıkamadığım için çocuğum 3 gündür kişisel bakımını yapamadığından ötürü mağdur durumda. Bana yardım edin diyen aileler oldu. Tabii biz bunu hemen Beykoz Kaymakamlığı Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bildirdik. Sağ olsunlar yetkililer buna duyarsız kalmadı. Evden o vatandaşı alıp Sosyal Hizmetlere konaklaması için bıraktı. Anne toparlanıp pozitiften negatife dönünce tekrar vatandaşımızı evine yerleştirdik. İkincisi, tam tersi. Aramışlardı yine. Evde bir anne, abla ve engelli vatandaş yaşıyor.

Engelli vatandaş korona oluyor. Anne ile abla bakımını yapmaktan çekiniyor. Bize de bulaşır tedirginliği ile çekiniyorlar. Biliyorsunuz, korona hakkında okuduklarımız pek iç açıcı değildi. Neyin nereden bulaştığını bilmiyorduk. Aynı kapının kulbuna bile aynı aileden iki kişi dokunduğunda dezenfektan kullanıyordu. Haklıydılar. Fakat onlara şöyle söyledim. “Siz en yakınlarısınız. Siz tedirgin olup bakmıyorsanız ben ne yapabilirim? Yine de yetkililere aktaracağım.” dedim.

“Zoru Başardık, İmkansıza Az Kaldı”

Derneğin her köşesinde bu slogana rastlamak mümkün. Bir de “korona virüs pandemisi” olmasaydı, bu slogan gerçek olabilirdi. TOFD Beykoz Şubesi, diğer derneklerden biraz daha farklı işliyor. Burada engellileri üretime katabilmek için onlarca araç-gereç var. Sadece tekstil atölyesinde bulunan araç-gereçler değil; resim tuvalleri var, piyano var, bateri var, binanın arkasında peyzaj çalışmaları yürütebileceğiniz bir bahçe var. Kısacası üretmek isteyen bir kişi için ne arıyorsanız o var. Bunlar arasında doğrudan 15 kişiyi iş sahibi yapan girişim ise açık ara tekstil atölyesi. Beykozlu iş insanlarından İsmet Acar’ın katkılarıyla inşa edilen bu bina, korona virüs pandemisinden önce 15 kişilik bir ekibin ekmeğiydi. İçerideki her şey engelliler için tasarlanmış. Makinelerin ayak paneli el hizasına getirilmiş. Tekerlekli sandalyelerin hareket edebileceği ölçütte mesafe bırakılmış. Burada bez poşet, çanta, kalemlik ve kermeste satılacağı düşünülen eşyalar üretiliyor. Daha sonra bu ürünler çeşitli kermeslerde, üniversite seminerlerinde ve şirket kongrelerinde hediye olarak sunuluyordu.

TOFD Beykoz Şubesi Başkanı Saniye Efe, kameramıza tekstil atölyesini anlattı;

“Şu anda engelsiz tekstil atölyemizdeyiz. Dediğim gibi 2006 yılında zoru başardık, imkansıza az kaldı diyerek çıktığımız yolda arkadaşlarımıza çeşitli kurslar vermekle baktık bu iş olmuyor. Herkes üretmek ve alın teriyle bir şeyler kazanmak istiyordu. Böyle bir binaya ihtiyacımız vardı. Beykozlu iş adamlarından İsmet Acar’ın bize destek vermesiyle birlikte güzel bir bina elde edildi. Ne üretelim derken tekstile yöneldik ve engelliler üretsin doğa kazansın diyerek bez poşet üretmeye başladık. Günlük 15 personelimizin görev aldığı atölyemiz maalesef pandemiden ötürü kapılarını açamıyor. Bunun yanı sıra, açamamak bir yana burada görev alan bedensel engelli arkadaşlarım tamamen eve kapandıkları için bu da onlara çok büyük bir sıkıntı. Hemen hemen her gün onlarla telefonlaşıyorum veya WhatsApp gruplarından yazıyorum. İşte, “Günaydın. Hiç sesiniz çıkmıyor. Herkesin sağlığı yerinde mi?” diye sorduğumda; “Saniye hanım, parasal olarak hiçbir sıkıntımız yok. Biz hiçbir şey istemiyoruz ama ne olur bizi bir an önce tekrar atölyemize kavuşturun. Hiçbir şey yapamazsak da birbirimizle sohbet edip birer çay içeriz. Kahve içeriz.” diyorlar ama önce onların sağlığı olduğu için maalesef “Hadi gelin bugün” diyemiyorum.”

Pandemiden sonra gelir değişimi yaşandı mı?

“Ödemeleri yapılıyor. Ödemeleri kesilmedi. Sadece kısa çalışma ödeneğine tabi tutuluyor bazıları. O kadar. Çünkü buraya kolejlerimiz, üniversitelerimiz, çeşitli marketler bize destek veriyorlardı. Bez torbalarını bize diktiriyorlardı. Kongrede kullanacakları bez torbalar olsun. Hatta biz bir süreliğine maske olayına da giriştik fakat kardeşlerimin -yani burada çalışan personel demeyeyim onlar benim ailem. Kimisi büyüğüm, kimisi küçüğüm, evlatlarım- onların böyle bir hastalığa maruz kalmalarına asla ve asla gönlüm razı gelmezdi. Çünkü ben korona virüse kendim yakalandım. Çok zorlandım. Gerçekten çok zor günler geçirdim. Onları böyle tehlikeye atmamak için de tamamen kapıları kapatmak da çareyi buldum diyelim.”

“Korona Virüs Bizi Çok Etkiledi”

Saniye Efe’nin tekstil atölyesi anlatımından sonra bu kez Efe’nin yardımcılığını yürüten Ekrem Yavuz ile görüştük. Kendisi pandemi sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştığını anlattı.

“Korona virüs hayatın her alanını etkilediği gibi bizi de çok etkiledi. Ancak, biz tabii normalde bünye biraz zayıf olduğu için sağlıklı insanlar kadar dışarıya çıkamadık. Çünkü kendimizi korumamız gerekiyordu. O yüzden evde geçirdik. Eve de alışkınız zaten. Bir de ben Çavuşbaşı’nda oturduğum için dağlık bir bölge olduğu için yasaklarda falan gene dışarı çıkabiliyordum. Yürüyordum. Tabii kimse olmuyordu. Dağlık bir bölge olduğu için sessiz sakin bir yer. O yüzden onun avantajı var.”

Pandemi sürecinde dernek faaliyetleri ne şekilde değişti?

“Tabii hep beraber bir araya gelemedik. Bunun bir eksikliği var. Burada hep beraber çalışıyorduk. İşte atölyemiz olsun, diğer faaliyetlerimiz olsun. Ama medikal malzeme temini konusunda herhangi bir şeyimiz olmadı. Medikal malzeme, tekerlekli sandalye olsun vesaire olsun. Bunları gene karşıladık. Ama tabii az kişiyle yaptık. Başkanımız ve ben. Diğer üye arkadaşlarımız pek gelemedi.”

“Evladınıza Kıyıyorsunuz”

Ekrem Yavuz’un bu anlatımından sonra kameramıza bir kez daha TOFD Beykoz Şubesi Başkanı Saniye Efe konuştu. “İçimde bir ukdeydi, kalmasın” deyip yanımıza gelen Efe, engelli evladı olan ailelere seslenebilmek maksadıyla şu sözleri söyledi;

“Birçok zaman engelliler kendini eve kapattı veya kapatıyor deniliyor. Aslında biz kendimizi eve kapatmıyoruz. Kapatılıyoruz diyelim. Özellikle ebeveynlere seslenmek istiyorum. Nasıl “Eğitim evde başlıyor” deniliyorsa aslında “engelde evde başlıyor.” Neden? Çünkü birçok aile 3. katta 5. katta veya 2. katta ikamet ediyor. Asansörü olmayan veya buna benzer bir materyali olmayan bir evdesiniz. Ben size şunu teklif ettiğimde, “çocuğunuzun daha rahat edebilmesi ve daha insani bir şekilde yaşayabilmesi için lütfen evlerinizi daha düzgün hale getirin” dediğimde; “Ama Saniye Başkanım biz orayı binbir zorlukla özene bezene yaptık kıyamıyoruz. Evet evinize kıyamıyorsunuz ama unutmayın evladınıza kıyıyorsunuz.”

İlgili yazılar