Makro Siyaset

Kerem Alkin Berat Albayrak dönemi ekonomi politikalarını savundu: 37 miyar dolar cari açığın sebebi düşük faizli krediler değil pandemi

Kerem Alkin Berat Albayrak dönemi ekonomi politikalarını savunan bir yazı daha kaleme aldı.

Kerem Alkin Berat Albayrak dönemi politikalarını yeni bir yazıyla destekledi. Merkez Bankası’nın rezervlerinin kaybolmadığı yer değiştirdiğini öne sürdüğü yazısı ile Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak dönemi ekonomi politikalarını savunan Sabah yazarı ve OECD Daimi Temsilcisi Prof. Dr. Kerem Alkin, eleştirilere cevap verdi. “Tantanacı ekonomistler” olarak adlandırdığı uzmanların yazısından memnun olmadığını belirten Alkin şöyle dedi:

“Öncelikle, tantanacı ekonomistlerin kendilerini gülünç duruma düşürdükleri birinci husus, tüm analizlerini bile bile ‘Kovid-19’ küresel virüs salgını sanki hiç yaşanmamış gibi ortaya koymaları. Dünyanın önde gelen ekonomi ve finans kurumlarının yakından takip ettiği Küresel Belirsizlik Endeksi, küresel pandeminin 1959’dan bu yanaki en yüksek küresel belirsizliğe işaret ediyor, 2008 küresel finans krizinin nered eyse iki katı. Brexit’ın 3 katı belirsizlik algısına sebep olduğunu çok net göstermesine rağmen, Türk reel sektörünün düşük faiz oranlı kredilerle ayakta tutulmasını ve finansal destek sağlanmasını eleştirmek ne yaman çelişki. Hakikaten, üretime, büyümeye, istihdama ve ihracata karşı bu derece vicdansız bir umursamazlıkla yorum yapmaları düşündürücü.”

Kerem Alkin Berat Albayrak dönemi ekonomi politikalarını savunan bir yazı kaleme aldı.

Bankacılık sektörü aracılığıyla reel sektörün desteklenmesinin hata ve bir suç gibi göstermeye çalışmanın “acınası bir durum” olduğunu belirten Alkin, “Bu tantanacı ekonomistler için acınası bir başka durum, ortaya attıkları ‘düşük faizli kredi desteğinin cari açığı büyüttüğü’ iddiasıyla kendilerini daha da gülünç duruma düşürmeleri. Demek ki neymiş, mal ihracatımızın 12 milyar dolar gerilemesinin, hizmet ihracatımızın neredeyse 26-27 milyar dolar gerilemesinin ve cari açığın 37 milyar dolara yükselmesinin nedeni ‘küresel pandemi’ değil, ‘düşük faizli krediler’miş. Pes doğrusu” dedi.

Alkin şöyle devam etti:

“Küresel belirsizliğin küresel ticaret ve dünya ekonomisi üzerinde bu kadar kapsamlı bir tahribata sebep olduğu ve geçtiğimiz mart ayı ile temmuz ayı arasında küresel ölçekte dolar ve euro likiditesinin sıkıştığı, paranın dolaşım hızının neredeyse çöktüğü bir süreçte, Türkiye’nin üretimini ve ihracatını sürdürebilmesi adına, reel sektörün hammadde, ara mamul ve makine ithalatını gerçekleştirmesini sağlayacak döviz likiditesi desteğini elbette TCMB’nin vermesi gerekiyordu. Eğer, bu destek verilmesiydi, Türkiye Ağustos ayından başlayarak, pandemisiz 2019’un ağustos ayı verisine yaklaşamaz ve 2020’nin son 4 ayında yeni Cumhuriyet tarihi aylık ihracat rekorları kıramazdı.”

İlgili yazılar