Video Eğitim Manşet

“Ne okullar, ne çocuklar, ne de öğretmenler pandemiye hazırdı” / Veli-Der Başkanı Bahadır ile röportaj

Röportaj / Bilge Çevik

Pandemi en ağır darbeyi turizm ve eğitime indirdi. Turizmdeki kayıplar elbette önemli ama eğitim, milyonlarca gencin geleceğini ilgilendirdiği için ürkütücü… Milli Eğitim Bakanlığı pandemide uzaktan eğitime geçti ve milyonlar görünürde kesinti olmadan öğrenim görmeye devam etti. Gerçekte ise milyonlarca çocuk ve genç, teknolojik altyapı yetersizliği nedeniyle eğitimden koptu.

Pandemide eğitimde yaşananları Öğrenci-Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı İlknur Kaya Bahadır’dan dinledik. Bahadır yaşananları, “Ne okulların hazırlandığına şahit olduk, ne çocuklara teknolojik donanımlı altyapı sağlandığına şahit olduk” diye özetledi.

TEKNOLOJİK ALTYAPI YOKTU

Süreci en başından beri dernek olarak takip ettiklerini belirten Öğrenci-Veli Derneği Başkanı İlknur Kaya Bahadır, “Türkiye’de 2,5 milyon ile 6 milyon arasındaki çocukların evlerinde teknolojik altyapıya sahip değiller. Üniversite öğrencileri bu sayıların dışında tutuluyor. Toplam sayı kaç olursa olsun asıl mesele bir çocuğun bile eğitim olanağına ulaşıp ulaşamadığı meselesidir” dedi.  

Eğitimde fırsat eşitsizliğinin sürdüğünü belirten İlknur Kaya Bahadır şunları söyledi:

“Bu dönemde yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi özellikle kırsaldaki öğrencilerin tablet, bilgisayar gibi olanaklarının olmaması,  evde birden fazla çocuğun olmasıyla yeterli altyapının sağlanamaması, pek çok çocuğun kendi ebeveynlerinden telefon almak zorunda kalması, önemli bir grubun da hiçbir şekilde bu eğitimlere katılamamış olmasıdır” dedi.

EĞİTİMDE ALTYAPI SORUNLARI TELAFİ EDİLMEDİ

Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un altyapı sorunlarının giderileceği ve çocuklara her türlü teknolojik destek sağlayacaklarını belirttiğini hatırlatan Bahadır, “Ancak Bakan, konuyla ilgili yapılan çalışmalarla ilgili kamuoyuna hiçbir rapor sunmadı” diye konuştu. Bahadır şöyle devam etti:

“Saha gözlemlerimize göre, çocuklar olanaklardan çok etkin bir şekilde yararlanamadı.”

OKULLARDAKİ HİJYENİK ÜRÜNLER YETERLİ DEĞİLDİ

Pandeminin bir diğer konusu okullardaki hijyen meselesiydi. İlknur Kaya Bahadır, “Biz bazı okullarda öğrenci sayısının fazla iken bazı okullarda az olduğuna dikkat çekerek iyi bir planlama yapılması ve bunlara ilaveten kamuya ait binaların derslik olarak kullanılması, yine gönüllü kuruluşların desteğiyle yeni derslikler açılması önerisi yapmıştık ama yerine getirilmedi” dedi.

Okullara hijyen için sadece dezenfektan ve maske gönderildiğini ve bunların da yeterli olmadığını ifade eden Bahadır, verilen mesajlardaki tutarsızlıklara da dikkat çekti. Bahadır, “Pandemi sürecinde milli eğitim bakanı sadece tarih verdi. Sürekli verilen ve tutmayan tarihler aklımızda kaldı. ‘Şu tarihte okulları açacağız, şu tarihte kapatacağız, sınavları erteleyeceğiz, yok vazgeçtik ertelemeyeceğiz’ dendi. Biz sürekli tarih takip etmekten kendi işlerimize bile konsantre olamadık. Okulların neye göre açıldığı, neye göre kapatıldığına dair bir kriter oluşturulmadı” eleştirisini getirdi.

VELİLER EKONOMİK ADALETSİZLİKLE YÜZ YÜZE KALDI

Velilerin de pandemide ekonomik adaletsizliğe maruz kaldıklarını belirten İlknur Kaya Bahadır, şunları söyledi:

“Velilerin birçoğu pandemi sürecinde çalışmak zorundaydı. Okulların kapatılması sonrasında çocukları evden kontrol etmeleri çok zorlaştı. Önemli bir kısmı pandeminin de etkisiyle işlerini kaybettiler ve çok cüzi paralarla geçinmeye çalıştılar. Maddi durumu iyi olan aileler çocuklarını devlet okulundan alıp özel okula verirken, birçok aile çocuğunun özel okuldan kaydını sildirmek zorunda kaldı.”

ÖĞRETMENLER TEKNOLOJİYİ KENDİ İMKANLARIYLA KURDU

İlknur Kaya Bahadır, pandemi sürecinde öğretmenlerin yaşadıkları için de şunları söyledi:

“Teknik açıdan uzaktan eğitime hazır hale gelmek öğretmenler için çok kolay olmadı. Teknolojik altyapı kurmak maliyetliydi. Hem ekonomik kayıplar yaşadılar hem çok emek harcadılar. Ders saatlerinin esnek olması da onların hayatlarını da çok zorlaştırdı. Özellikle çocukları olan öğretmenler çok büyük sorun yaşadılar. Çünkü hem kendileri hem de çocukları için bir bilgisayar almak zorunda kaldılar.

Bu yıl ise öğretmenler kendilerini daha teknik olarak hazır hale getirmişlerdi. Evinin bir odasını derslik haline getiren öğretmenler oldu.”

BAKANLIĞA EK BÜTÇE VERİLMELİ

Peki bundan sonrası? İlknur Kaya Bahadır, devlete büyük görevler düştüğü görüşünde:

“Yeni derslikler açılmalı, sınıflar seyreltilmeli ki, oluşacak olan açık hızlı bir şekilde kapansın. Bunun için de Milli Eğitim Bakanlığı’nın ek bütçe ayırması ve öğretmen ataması yapması gerekiyor. Yoksa kayıp bir nesille karşı karşıya kalacağız. Ne kadar bütçe ayrılacağı kadar, nereye nasıl harcanacağı da önemlidir. Bütçenin çok önemli bir kısmı imam hatip liselerine ayrılıyor. Ya da Maarif Vakfı’na para ayrılıyor, o da yurtdışındaki okullara yardım yapıyor.  Teknolojik altyapı ise geliştirilmedi. Okulların giderleri dün olduğu gibi bugün de okul aile birliklerinin velilerden topladığı paralarla karşılanıyor.”

İlgili yazılar