Güncel Manşet Sendika Video

Pandemi ve işçiler: Türkiye’de irili ufaklı 30 grev ve direniş sürüyor…

Röportaj / Bilge Çevik

Umut-Sen kendisini, “Umut-Sen, ilkelerini benimseyenlerin içinde yer alabileceği, sınıfın sendikal mücadelesini güçlendirmeyi amaç edinen bir kolektiftir” şeklinde tanımlıyor. Umut-Sen sözcüsü Betül Celep ile pandeminin işçilere etkisi ve Türkiye’nin dört bir yanında sürmekte olan hak mücadelelerine ilişkin bir röportaj gerçekleştirdik. Celep’in verdiği bilgiler pandeminin en ağır etkisini hisseden toplumsal grubun işçi sınıfı olduğunu ortaya koyuyor. 

Pandemi ile birlikte ağırlaşan ekonomik koşullar en çok işçileri vurdu. Bunun sonucunda işsiz kalan, tazminatlarını ve maaşlarını alamayan birçok işçi ve sendika grev kararı aldı. Peki, işçiler hem pandemi sürecinde hem de pandemi sonrası neler yaşadı? İşçilerin grevlerinde son durum nedir? Konun detaylarını Umut- Sen sözcüsü Betül Celep anlattı. 

Çok ağır yük yüklendi

Celep, “Pandemi süreciyle birlikte aile ve çevreleriyle ayakta kalmaya çalışan işçiler artık pandemiyle birlikte açlık dediğimiz bir gerçeklikle yüz yüze kaldılar, çünkü bu dayanışma ilişkilerinin artık sonuna gelindi. Pandemi de çok büyük bir yükü çok ağır bir şekilde yüklemiş oldu” dedi.

Celep, pandemininbaşında vatandaşlara evde kalmalarının telkin edildiğini; ancak bu süreçte işçilerin kesintisiz olarak daha da yoğun çalıştırıldığını, örneğin insanların marketlere hücum etmesiyle market çalışanlarının yoğun bir mesai yapmak zorunda kaldığını ifade etti. Celep, “Özellikle depocu ve kargo işçileri bu pandemi de en çok etkilenen işçilerden sayabileceğimiz işçilerdi ve 16 saat mesailerle çalıştılar. Devlet politikası gereği salgında kimsenin ölmemesi en az bilançoyla atlatılması gerekir derken işçileri ölümüne çalıştırarak buradan da pandemiyle Covid olacakları, ölecekleri bir hakikatle yüz yüze bıraktı.” dedi.

Covid işçi hastalığı oldu

İşçilerin pandemi sürecinde daha fazla çalıştırıldığını anlatan Celep şunları söyledi:

“İş yerlerinde göstermelik önlemler dışında hiç bir şey yoktu. 400 kişilik bir işyerinde bir tane dezenfektan vardı. Üretim esastı. Patronlar işçileri bir masa, bir eşya gibi gördüğü için onların canı, ailesi, çocukları yokmuşçasına kazanç hırsıyla çalıştırıldılar. Şirketler pandemide çok büyük kar elde ettiler. Özellikle online alışveriş üzerinden satış yapan şirketler çok büyüdü. İşçilere ise zor koşullarda çalışmak veya aç kalmak seçenekleri dayatıldı. İlk başta ‘Bu hastalık zengin fakir ayrımı yapmıyor’ deniyordu. Ama görüldü ki, yalıda oturanlar konforlu bir şekilde evde kalabiliyor. Evet, virüs herkese bulaşabilir ama birinin riskini çok yükseltirken, diğer taraf daha korunaklı bir şekilde yaşayabiliyor, özel sağlık hizmeti alıyor, aşılarını yurtdışına gidip çok önceden olabiliyor. Ölen işçi ailelerine hiçbir yardımda bulunulmadı. Aileler hayat mücadeleleriyle baş başa bırakıldı.”

Ücretsiz izin gerçekleri

Umut-Sen sözcüsü Betül Celep’in işçi sınıfına yönelik sermaye işbirliğiyle çeşitli silahların kullanıldığını, bunlardan birisinin, işten çıkarmaların yasaklanması olduğunu ifade etti. Bu kararın müjdeli bir habermiş gibi lanse edildiğini ancak böyle bir şey olmadığını ifade eden Celep, “Pandemi süresi öncesi ücretsiz izin işçinin onayıyla gerçekleşen bir izindi. Pandemi sürecinde işçinin onayı uygulanmaya başlandı. Ayda bin 400 TL’ye işçiler mahkûm edildi. Üstelik yasağa rağmen işten çıkarmalar sürdü. Burada da işçiler “kod-29” denilen ahlaksızlık kodu ile çıkarılıp damgalandılar.” dedi.

Grevler görünür oldu

Celep, pandemi öncesi başlayan direnişlerin salgınla birlikte daha görünür olduğunu ifade ederek, “İşten çıkarma yasağı 30 Haziran’da son buluyor. Fatura halka kesilecek ve işten çıkarmalar başlayacak, açlık dediğimiz mesele daha görünür olmaya başlayacak.” diye konuştu.

“İrili ufaklı memlekette otuza yakın direniş var.” diyen Celep şu anda şu anda sürmekte olan grev ve direnişleri şöyle sıraladı.

“Cargill işçileri, Adko Türk, Karper Gıda, (TEK –GIDA İŞ SENDİKASI)

Uzel İşçileri, Samsun Çorum Ambarı İşçileri, Kastamonu, Muğla, Çorum Tüvtürk İşçileri (NAKLİYAT- İŞ SEN)

Kömürcüoğlu Çınar Taş İşçileri

Baldur Ekmekçioğlu, HSK  Sistemair İşçileri (Birleşik- Metal İş)

Sinbo işçileri (TOMİS)

Kayı İnşaat işçileri (İnşaat-Sen)

SML işçileri (Dev-Tekstil)

Celep Türkiye’de sürmekte olan grevler ve direnişler konusunda bilgi verdi. Celep şunları anlattı:

“Bursa havzasında direnişler sürüyor. Atılım Tekstil çalışanları tekstil sendikasına üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldı, bir aydır grevdeler işlerini geri istiyorlar. 

Mastaş’ta açlık ücretine mahkum edilen işçiler greve çıktılar. 

Hakan Plastik’te Lastik-İş sendikası greve başladı. 

Nedeks Kimya’da beş günlük bir grev başladı.

Uyar Maden işçilerinin mücadelesi sürüyordu; bir uzlaşı, diplomasi zemini oluşmuştu, ama tazminatları ödenmedi. Maden işçileri bağımsız Maden-İş öncülüğünde mücadelelerini sürdürüyorlar. Görüşmeler devam ettiği için Ankara’ya yürüyüşlerini 4 Temmuz’a ertelediler. 

Devlet artık işverenin yanında

Grevin anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Betül Celep, buna rağmen grevlerin yasaklandığını kaydetti. Geçmişte devletin işverenle işçi arasında arabulucu rolü oynadığını hatırlatan Celep, “Şu anda böyle bir şey yok. Devlet artık tamamen işveren yanlısı ve bunu da çok açık bir şekilde yapıyor. Dolayısıyla işçilerin, emekçilerin ‘Devlet bize sahip çıkar’ gibi bir argümanı kalmadı. Halkın grevlere karşı hassasiyet göstermesi, ‘İşçiler kazanırsa biz de kazanırız’ demesi ve samimi bir dayanışma göstermesi gerekiyor’ dedi. 

İlgili yazılar