Yazılım Video

Türkiye’den teknoloji çıkması için yapılması gerekenler…

“Sanayiye verilen destek teknolojiye verilseydi Türkiye, Güney Kore’nin başarısını tekrarlardı” tezi için iki kanıtı var. Birincisi, sanayi şirketleri Arçelik ve Vestel’in dünyadaki başarısı. İkincisi, devlet destekleriyle savunma sanayinde ulaşılan seviye. Lütfi Yenel:

Bu süreçte başka bir teşvik öyküsü daha var: 1974’teki Kıbrıs Harekâtı sonrasında ABD’nin uyguladığı silah ambargosu üzerine savunma sanayine verilen teşvikler… Bu desteklerle Türkiye savunma teknolojilerinde lig atladı. Ama bu modeli sivil sanayideki teknolojilerde uygulamadık.

Bunları söylemek, geçmişte teknoloji konusunda hiçbir şey yapılmadığı anlamına gelmiyor. Yakın tarihte devletin yerli teknoloji geliştirsin diye kurduğu iki şirket var: Teletaş ve Netaş.

1960’ların sonunda PTT bünyesinde telekomünikasyon alanında teknoloji geliştirmesi için bir araştırma laboratuvarı kurulmuştu. PTT ARLA adını taşıyan bu birim 1983’te şirketleşti ve Teletaş’a dönüştü.

PTT ARLA, tersine mühendislikten hareketle pek çok iletişim cihazının üretim ve tasarımını yaptı, özgün ürün ve sistem geliştirme yeteneği elde etti. Bunun yanı sıra yan sanayii geliştirmek, kamunun başka bir biriminde, TÜBİTAK-MAM’da Ar-Ge yeteneği yaratılmasına destek olmak gibi misyonlar da üstlendi. 1980’lere gelindiğinde Türkiye, Teletaş sayesinde dünyada henüz yeni başlayan dijital dönüşüme ayak uydurmaya çalışan bir ülke haline gelmişti.

Derken… Teletaş (ve bilişim sektöründeki benzeri Netaş) 1980’lerde özelleştirildi ve yabancılara satıldı.

Çünkü 1980’lerde dünyada özelleştirme rüzgarı esiyor, özelleştirmelere ekonomide çağ atlatacak sihirli bir değnek muamelesi yapılıyordu. Bugün, aradan 40 yıl geçtikten sonra özelleştirmenin sihirli bir değnek olduğu tezinin ideolojik bir dogma olduğunu, her ülkede, her koşulda, her şirkette geçerli doğruların olmadığını, olamayacağını, liberal ideolojinin başkalarını suçladığı şeye, ideolojik bağnazlığa düştüğünü artık biliyoruz. Bu dogma, yerli teknoloji geliştiren şirketlerin yabancılara satılmasına, Ar-Ge yeteneklerinin azalmasına mal oacaktı..

Teletaş’ın çoğunluk hisseleri 1980’lerin sonunda Fransız devi Alcatel’e satıldı. Alcatel zaten dünyanın başka yerlerinde Ar-Ge yapıyordu, teknoloji geliştirsin diye bir de Teletaş’ta yüzlerce Ar-Ge mühendisi çalıştırmaya ihtiyacı yoktu. Ar-Ge birimi küçültüldü, yetenekli mühendisler şirketten ayrıldı, dünyanın dört bir yanına dağıldı…

Netaş’ta da benzeri bir süreç yaşandı. Netaş, Türkiye’nin iletişim ihtiyaçlarını yerli üretimle karşılamak amacıyla 1967’de, Demirel hükümeti döneminde PTT ve Kanadalı Northern Electric Company (Nortel Networks) ortaklığıyla kurulmuştu.

Başlangıçta şirket hisselerinin yüzde 51’i Northern Electric, yüzde 49’u PTT’ye aitti. Ama 1970’lerde Ecevit hükümetinin talebiyle Nortel hisselerinin yüzde 20’si devlete satıldı.

Alcatel’in telekomünikasyonda yaptığını Netaş bilişimde yapacak, Ar-Ge yaparak yerli teknoloji alanında önemli mesafe katedecekti.

O da 1993’te Alcatel de gibi özelleştirilerek yabancıya satıldı. Lütfi Yenel’e kulak verelim:

Yerli teknoloji geliştirsin diye devlet tarafından kurulan Teletaş ve Netaş da bu dönemde yabancı sermayeye satıldı. Yabancı sermayeye satılması yanlış bir şey değil, yeter ki Türkiye’yi teknoloji geliştirmek için bir hub olarak görsünler. Ama yabancılar bu şirketleri Türkiye pazarına girmenin yolu olarak gördüler...”

İlgili yazılar